Ateşi unuttuk biz, basit belledik,
İki kelâmın biri, günah söyledik,
Hak uğruna nefisten, asla geçmedik.
Dünya garip, ne tatlı; müflis neylesin?
İflâs nedir? Müflis nedir? Bilen söylesin…
Müflis gönül arıyor, nâçâr hemâyâr,
Binbir umut âtî’de, bulmaz ihtiyâr,
Zâhirî berbat olmuş, âhirde gab’yâr,
Nefsinden geçmeyene, bîdâr neylesin?
Bîdâr nedir? Medâr nedir? Bilen söylesin…
Unuttuk Hakk’a gidip, teslim olmayı,
Bir tebessüm edip de, gönül almayı,
Yüce dîvân önünde, mahzûn kalmayı,
Mâsivâda boğulmuş, bir kul neylesin?
Kul nedir ki? Mâkus nedir? Bilen söylesin…
Mâkus tâlih perîşân, ağlar hâline,
Yerle yeksân olunur, şaşâlı sahne,
Dîvânına hâm düşer, ameller köhne,
Mahzûn kalmış nefsine, ifhâm neylesin?
İfhâm nedir? İhâm nedir? Bilen söylesin…
Kibrine yenilen, gönül eyler maraz,
Terk-i edep söyler, eylemez hiç niyâz,
Nasîhat fâydasız, eder hep itirâz,
Almıyorsa öğüt, himmeti neylesin?
İsyân nedir? Nisyân nedir? Bilen söylesin…
Nisyân etmek ne çâre, bil gary-i mensî,
İsyân ediyor insan, öyle bir sînsî,
Niyâzı beşer rüknü, İblîs’ten vâsî,
Âhiri berbat eder, hasîr neylesin?
Hasîr nedir? Taksîr nedir? Bilen söylesin…
"Elestü bi Rabbiküm?" sor, cevâbıdır,
"Kün fe yekûn" diyen ol, Bârî Hudâ’dır,
Âdemoğlu ruh taşır, yaşar meftâdır,
Rûhsuz cesedi taşır, ezel neylesin?
Ezel nedir? Ebed nedir? Bilen söylesin…
Ezelde verilmişti, cevâbı "Belâ",
Ol dese olur elbet, Kâdîr’dir Mevlâ,
Âdemoğlu unutkan, işliyor hâlâ,
Günahlar üryân olmuş, mahfûz neylesin?
Mahfûz nedir? Marûz nedir? Bilen söylesin…
Gökten ne gelmiştir ki, yer inkâr etmiş,
Ümmânlar kabarıp da, rüzgâr esmemiş,
Tabîat coş edip de, nebât bitmemiş,
Kökünden kesilmişe, tomruk neylesin?
Filiz nedir? Öz’ü nedir? Bilen söylesin…
Filiz çölde biterse, olur mu nâçiz?
Özünden ayrılana, gelirmiş hâciz,
Kaybedip de kökünü, kaybolur hâiz,
Yitiren bilmiyorsa, zâyi neylesin?
Zâyi nedir? Teşyî nedir? Bilen söylesin…