Milliyetçiliğin Yeni Merkezi
2026 · Düşünce / Siyaset
İncele ↗
Arap Baharı’nı ve Türkiye’nin Ortadoğu politikasındaki dönüşümü tarihsel bütünlük içinde ele alan çalışma.
Bu kitaba bağlı 35 kavram. Her madde merkezî Kavram Atlası kaydına ve kitap içindeki kaynak sayfalarına bağlanır.
Bölge devletlerinin Soğuk Savaş boyunca ABD ve SSCB arasında konumlanma ve ittifak tercihi yapmak zorunda kaldığı güç yapısını anlatır.
Devletlerin doğrudan savaş yerine yerel aktörler üzerinden mücadele yürütmesi.
Ortadoğu, Batı Asya ve çevresindeki ülkeleri kapsayan; enerji kaynakları, dinî merkezler, çatışmalar, ticaret yolları ve büyük güç rekabetiyle küresel siyasette merkezi öneme sahip bölgedir.
Bölge toplumlarının imparatorluk, manda veya yabancı nüfuzdan çıkarak kendi egemen devletlerini kurma yönündeki siyasî mücadelelerini ifade eder.
Osmanlı sonrası bölgenin dış güçlerce paylaşılması, yönetilmesi veya siyasî karar kapasitesinin sınırlandırılması üzerinden okunan dış tahakküm düzenidir.
Arap toplumlarını ortak kimlik ve siyasî kader düşüncesi etrafında birleştiren; sömürgecilik, bağımsızlık ve bölgesel liderlik tartışmalarında etkili olan siyasî düşünce hattıdır.
Sykes–Picot Anlaşması, Birinci Dünya Savaşı sırasında Birleşik Krallık ile Fransa’nın Osmanlı Arap toprakları üzerindeki nüfuz alanlarını paylaşmayı öngördüğü 1916 tarihli gizli anlaşmadır.
Birinci Dünya Savaşı sonrasında bazı Arap topraklarının bağımsız devletler hâline gelmeden önce dış güçlerin yönetim ve denetimine bırakıldığı geçiş düzenidir.
Filistin toprakları, İsrail’in kuruluşu ve genişlemesi, savaşlar, yerinden edilme ve devletleşme sorunlarının iç içe geçtiği uzun süreli bölgesel uyuşmazlık alanıdır.
Soğuk Savaş, İkinci Dünya Savaşı sonrasında ABD öncülüğündeki Batı bloku ile Sovyetler Birliği öncülüğündeki Doğu bloku arasında yaşanan askerî, ideolojik, ekonomik ve teknolojik rekabet dönemidir.
Arap-İsrail savaşları, İsrail’in kuruluşu sonrasında İsrail ile çeşitli Arap devletleri arasında yaşanan ve Filistin meselesi ile bölgesel güvenlik düzenini derinden şekillendiren askerî çatışmalar bütünüdür.
1979’da İran’ın rejim yapısını dönüştüren ve kitabın Ortadoğu’daki ideolojik, mezhepsel ve güvenlik dengelerindeki değişimin temel kırılmalarından biri olarak ele aldığı devrimdir.
Irak’ın Kuveyt’i işgali ve ardından gelen uluslararası askerî müdahale üzerinden Körfez güvenlik mimarisini ve Türkiye’nin bölgesel konumunu etkileyen savaşlar dizisidir.
Bir devletin veya dış askerî gücün başka bir ülke ya da toprak üzerinde zor kullanarak fiilî kontrol kurması; kitapta özellikle Afganistan, Irak ve Filistin bağlamlarında tartışılan müdahale biçimidir.
11 Eylül saldırıları sonrasında Afganistan ve Irak müdahaleleriyle belirginleşen; güvenlik, terör ve askerî müdahaleyi Ortadoğu siyasetinin merkezine taşıyan dönemsel düzendir.
Türkiye’nin bölgesel ve küresel aktörlerle ilişkilerini; güvenlik, ittifak, diplomasi, ekonomi ve tarihsel bağlar üzerinden biçimlendiren dış politika çizgisidir.
2003 Irak müdahalesi öncesinde TBMM’de kabul edilmeyen ve kitapta Türkiye-ABD ilişkilerinde önemli bir kırılma noktası olarak değerlendirilen askerî geçiş tezkeresidir.
AK Parti döneminde Türkiye’nin komşularıyla sorunları azaltmayı ve ilişkileri genişletmeyi amaçlayan; kitapta Arap Baharı ve Suriye iç savaşı sonrasında uygulanabilirliği sorgulanan dış politika yaklaşımıdır.
Bir ülkenin askerî zorlama yerine siyasî model, kültürel çekim, diplomatik ilişki ve toplumsal etki yoluyla nüfuz üretme kapasitesidir; kitapta Türkiye’nin bölgesel rolü bağlamında kullanılır.
Arap Baharı, 2010 sonunda Tunus’ta başlayarak birçok Arap ülkesine yayılan; yönetim karşıtı protestolar, rejim değişiklikleri, iç savaşlar ve bölgesel dönüşümler doğuran toplumsal-siyasal süreçtir.
Siyasal katılımı ve muhalefeti sınırlayan, iktidarın dar bir yönetici çevrede yoğunlaştığı rejim tipi; kitapta Arap Baharı protestolarının başlıca hedeflerinden biri olarak ele alınır.
Toplumsal ve siyasî hoşnutsuzluğun geniş kitlelerin sokak eylemleriyle iktidara karşı açık itiraza dönüşmesi; kitapta Arap Baharı’nın temel hareket biçimlerinden biri olarak ele alınır.
Bir ülkedeki mevcut iktidar veya yönetim yapısının devrilmesi ve yerine yeni bir siyasî düzen kurulması sürecidir; kitapta Tunus, Mısır, Libya ve Suriye örnekleri üzerinden farklı sonuçlarıyla ele alınır.
Arap Baharı sonrasında özellikle Mısır başta olmak üzere bölgesel siyasette etkisi artan ve Türkiye’nin bazı ülke politikalarıyla ilişkili biçimde tartışılan İslamcı siyasî harekettir.
Sünni, Şii, Selefi/Vehhabi ve diğer mezhepsel aidiyetlerin devletlerin bölgesel konumlanışı ve ittifak ilişkileri üzerinde siyasî rol üstlenmesini ifade eder.
Silahlı kuvvetlerin mevcut siyasî iktidarı anayasal seçim düzeni dışında devralmasıdır; kitapta özellikle Mısır’da Mursi yönetiminin devrilmesi üzerinden Arap Baharı sonrası geri dönüşün simgesi olarak ele alınır.
Deniz yetki alanları, Libya-Türkiye mutabakatı, enerji aramaları ve Türkiye, Yunanistan, Fransa, Mısır ile diğer aktörlerin çıkarlarının kesiştiği bölgesel rekabet alanıdır.
Arap Baharı protestolarının Suriye’de şiddetli çatışmaya dönüşmesiyle ortaya çıkan; rejim, muhalefet, dış güçler, silahlı örgütler ve kitlesel göçü aynı alanda birleştiren savaş sürecidir.
Savaş ve istikrarsızlığın büyük nüfus gruplarını sınır aşan biçimde yerinden etmesi ve komşu ülkeler üzerinde insani, ekonomik ve siyasî baskı oluşturmasıdır.
Türkiye’nin laik, demokratik ve Müslüman çoğunluklu yapısının Arap Baharı sonrasında bazı bölge aktörlerince örneklenebilir bir yönetim deneyimi olarak görülmesini ifade eder.
Petrol, doğal gaz ve özellikle Doğu Akdeniz’deki yeni enerji kaynaklarının arama, üretim ve yetki alanları üzerinden devletler arasında bölüşülmesi ve rekabete konu olmasıdır.
Siyasî katılım, seçim, hukuk ve haklar alanının genişletilmesine yönelik dönüşüm sürecidir; kitapta özellikle Tunus ve Türkiye’nin bölgesel rolü bağlamında tartışılır.
Gerilim veya kopuş yaşayan devletler arasındaki diplomatik ve siyasî ilişkilerin yeniden işler hâle gelmesi sürecidir.
Bulunduğu coğrafyada güvenlik, ekonomi ve diplomasi üzerinde belirgin etki üretme kapasitesine sahip devlet konumudur; kitapta Türkiye’nin Ortadoğu’daki rolü tartışılırken kullanılır.
Ortadoğu’da Türkiye, İran, Suudi Arabistan, BAE, İsrail ve küresel aktörlerin nüfuz, güvenlik ve ittifak alanları üzerinde yürüttüğü çok taraflı güç mücadelesidir.
Tarayıcı ön izlemeyi desteklemiyorsa PDF’yi yeni sekmede açabilirsiniz.