Sahel’in Kırılgan Kuşağı
Sahel’i terör krizinden ibaret görmeyip; gölge egemenlik, kaynak jeopolitiği, darbeler ve Fransa sonrası yeni bağımlılık ilişkileri üzerinden inceler.
Görünür iddialarla görünmeyen işleyiş arasındaki çelişkileri açığa çıkarır.
Bu yayınların temel sorusu doğrudan düzen eleştirileri alanında yoğunlaşır.
Sahel’i terör krizinden ibaret görmeyip; gölge egemenlik, kaynak jeopolitiği, darbeler ve Fransa sonrası yeni bağımlılık ilişkileri üzerinden inceler.
Çin’in yükselişini askerî güç, teknoloji egemenliği, Kuşak-Yol ağları ve küresel norm üretimi üzerinden bütünlüklü biçimde analiz eder.
Türkiye’nin Afrika politikasının insani diplomasi ve yumuşak güçten güvenlik, enerji, ticaret ve kurumsal ortaklığı birleştiren hibrit modele geçişini inceler.
Küresel nükleer kapasiteyi, antlaşma rejimlerini, modernizasyon programlarını ve İran dosyasının bölgesel nükleerleşme riskini birlikte değerlendirir.
NATO’yu 1949’un klasik savunma ittifakı olarak değil, Soğuk Kaos çağında yeniden biçimlenen çok alanlı bir güvenlik mimarisi olarak inceler.
İran’a yönelik olası kara harekâtında Kürt aktörlerin ana vurucu güçten çok istihbarat, hedefleme, sabotaj ve sınır baskısında nasıl kuvvet çarpanı olabileceğini inceler.
1945 sonrasında Amerikan başkanlığının neden savaşsız bir dönem üretemediğini; yürütme yetkileri, ulusal güvenlik devleti ve cezasızlık üzerinden inceler.
İran’ın tehditleri sınır ötesinde karşılama stratejisinin kısa vadeli caydırıcılık üretirken orta ve uzun vadede nasıl yeni kırılganlıklar oluşturduğunu inceler.
Husilerin İran–ABD–İsrail savaşında Bab el-Mendeb ve Kızıldeniz üzerinden enerji, sigorta ve tedarik zincirlerine nasıl stratejik baskı ürettiğini inceler.
2026–2030 döneminin enerji, ticaret, teknoloji, güvenlik, finans, iklim ve toplumsal kırılganlıklarını tek bir stratejik risk haritasında birleştirir.
Tarihsel enerji krizlerini 2026 İran–ABD–İsrail gerilimiyle karşılaştırarak enerji güvensizliğinin askerî, ekonomik, teknolojik ve toplumsal katmanlarını birlikte analiz eder.
ABD’nin en büyük güvenlik riskini dış rakiplerden çok iç kırılmalar, meşruiyet krizi, epistemik çöküş ve yönetilebilirlik kapasitesinin aşınması üzerinden okur.