Uykuya yenik gözler, dinler mi sözler?
Dost dediğin, dostun gafletini gizler,
Seyre dalmış ki, ruhum, acıdan sızlar,
Girince yer altına, kefen neylesin?
Gaflet nedir? Uzlet nedir? Bilen söylesin…
Gaflet uykusu derin, boynunu büken,
Dost dediğin nedir ki? Sorgusuz yâren,
Yolda bırakır şimdi, önce söz veren,
Yolcu garip kendinde, şâkî neylesin?
Şâkî nedir? Bâkî nedir? Bilen söylesin…
Hiç’lik makamındadır, bilmez nedir ki?
Sırra sahip olunca, kendi gelir ki,
Dertler bize yoldaş, kim bilebilir ki?
Aza kânâat etmez, dirhem neylesin?
Dirhem nedir? Melhem nedir? Bilen söylesin…
Kânâat etmeyenin, gözü doyar mı?
Kırk bana bir sanadır, hasîs ikrâmı,
Çoktan haber ver müflis, vicdân azdan mı?
Az veren nasipsize, bahîl neylesin?
Bahîl nedir? Muhîl nedir? Bilen söylesin…
Kurşun değdi sessizce, benim yarama,
Kimse girmesin sakın, yârla arama,
Ne zaman dönerim bilemem sılamâ,
Herkesin başındadır, sakın kınama,
Tekdîr nedir? Takdîr nedir? Bilen söylesin.
Kınama kimseleri, başla kendinle,
Başa gelen bâdire, başlar seninle,
Ayıp, necis ve günah, kurmuşsa rahle,
Kabul eden nefsime, nâsih neylesin?
Nâsih nedir? Fesîh nedir? Bilen söylesin…
Hiçlik âlemindeki, sır olur âşık,
Minnet eylemezler ki, sabreder mâşuk,
Sînesinde gizler, dert ile barışık,
Emî istemez ki, merhemi neylesin?
Çâre nedir, derman nedir, bilen söylesin…
Derman arıyor sine, yitik beldede,
Mâşuk derdine düşmüş, âşık zübde’de,
Gizlilerin gizlisi, en gizli yerde,
Merhem çâre olmaz ki, hekim neylesin?
Hekim nedir? Sâkim nedir? Bilen söylesin…
Geçmiş geçmişte kalmaz, us mu? Unutmaz…
Kemlik edene kemlik, iyilik bulmaz,
Secdeye varan alın, hiç nûru solmaz,
Geçen giden günlere, mâzi neylesin?
Mâzi nedir? Fânî nedir? Bilen söylesin…
Geri gelen olmadı, gidenler bilir,
Bâkî olan kalmadı, uslanmaz kibir,
Nûru nasîp bizlere, beklenen fecir,
Umursamaz neslime, mahrûm neylesin?
Mahrûm nedir? Mazhâr nedir? Bilen söylesin…