Sorumluluk, insanın olan bitene sadece izleyici kalmama iradesidir. Bu kavram ağırdır; çünkü insanı mazeretten çıkarır. Ailede, okulda, mahallede, ülkede ve dünyada bir şeyler bozuluyorsa kişi kendi payını sormak zorundadır. Sorumluluk her yükü tek başına taşımak değildir. Kendi payına düşeni ertelememektir. Gençlik, aile, siyaset, iktisat veya küresel düzen üzerine konuşan herkes şu soruya dönmelidir: Ben hangi küçük onarımı bugün başlatabilirim?
Kaynaklar
Bir kavram farklı eserlerde tekrar açıldığında yeni madde üretilmez; bağlam ve kaynak aynı kayıt altında birikir.
Kitap 3
orsa insanın dikkatine, zamanına ve arzusuna da dokunur. Kullanılan araç insanı kullanmaya başladığında özgürlük sessizce incelir. Gençlik sorun değil, imkandır. Fakat imkan kendiliğinden büyümez; şuur ister, sorumluluk ister, samimiyet ister, secdeyle terbiye edilmiş bir kalp ister. Dünya sadece güçlülerin masası değildir. Mazlumun duası, annenin gözyaşı, çocuğun korkusu, işçinin alın teri, mültecinin yorgun adımı d s. 260
, kendini hesaba çekmeye. Bu yol kolay olmayacak. Çünkü kolay olan unutmak. Kolay olan tüketmek. Kolay olan başkasını suçlamak. Kolay olan kendi mahallesinin yanlışına susmak. Kolay olan parlak cümlelerle ağır sorumluluklardan kaçmak. Zor olan, insanın kendi içindeki karanlığı görmesidir. Daha zor olan, gördükten sonra değişmeye razı olmasıdır. SON EŞİK Hafta sonuydu. Yıllar sonra yine evdeydik.… s. 261
nin kenarında değil, tam geçiş hattında duruyor. Suriye savaşı, PKK terör örgütü ve onun sınır ötesi yapılanmaları, IŞİD tehdidi, göç baskısı, Karadeniz, Doğu Akdeniz, enerji hatları ve Avrupa'nın dışsallaştırdığı sorumluluklar Türkiye'yi aynı anda güvenlik, insani yük ve diplomasi denklemine yerleştiriyor. Bu kitap, Türkiye'yi kolay hükümlerin nesnesi yapmak yerine, bu dar koridorun gerçek basıncı içinde ele… s. 9
ya, sonra riske, sonra pazarlık unsuruna çevirir. Bir lastik bot, kırk üç yolcusuyla Türkiye kıyısından Yunan adalarına geçmeye çalışıyordu. Motorun bozulduğu haberi geldiğinde bölgede sahil güvenlik birimleri, sorumluluk alanları, çağrılar ve müdahale anları birbirine karıştı. Deniz, bürokrasinin yavaşlığını ve sınır siyasetinin karmaşıklığını beklemedi. Yirmi yedi kişi kurtarıldı. On altısı boğuldu. Aralarında beş s. 15
österiye, bilimde güç tutkusuna dönüşür. Kök aynıdır: insan tasavvuru. İnsan sadece tüketen, yarışan, haz arayan ve görünmek isteyen bir varlık sayılırsa kurulacak düzen de buna göre biçimlenir. İnsan emanet taşıyan, sorumluluk alan, hakikati arayan ve kulluk bilinciyle olgunlaşan bir varlık olarak görülürse başka bir medeniyet imkânı doğar. Aranan imkân tam da buradadır. Fakat imkân, iyi… s. 8
Sorumluluk, insanın olan bitene sadece izleyici kalmama iradesidir. Bu kavram ağırdır; çünkü insanı mazeretten çıkarır. Ailede, okulda, mahallede, ülkede ve dünyada bir şeyler bozuluyorsa kişi kendi payını sormak zorundadır. Sorumluluk her yükü tek başına taşımak değildir. Kendi payına düşeni ertelememektir. Gençlik, aile, siyaset, iktisat veya küresel düzen üzerine konuşan herkes şu soruya dönmelidir: Ben hangi… s. 169
Rapor 1
. Yük Paylaşımından Koşullu Güvenceye ............................................................................................... 67 15.2. 2026 Madde 5 ve Çıkış Tartışması ....................................................................................................... 68 15.3. Kuvvet Tahsisi ve Avrupa'nın Sorumluluk Devri ................................................................................ 68 1 s. 4
terek planl ama ve komuta altında birleştiren bir yapı olduğunu göstermektedir (NATO, 2025a, 2026c). 2026'da yeniden öne çıkan "NATO 3.0" söylemi, Avrupa müttefiklerinin konvansiyonel savunmada daha fazla sorumluluk üstlenmesini; ABD'nin ise nükleer güvence, stratejik istihbarat, uzun menzilli destek ve diğer kritik kolaylaştırıcı kabiliyetlerde belirleyici rolünü sürdürmesini öngören bir transatlantik yeniden dengel s. 13