Kitaplar/HTTB Düşünce Serisi – 2
KÖREBE KİTAPLIĞI · DÜŞÜNCENİN UZUN SOLUKLU KAYITLARI

Hüküm Kimin?

KİTAP2026
Yıl2026 YazarYavuz KAYA TürDüşünce · İslâm Siyaset Düşüncesi · Tefsir · Devlet ve İktidar Uzunluk309 sayfa DilTürkçe
Hüküm Kimin? kapak
BU KİTABIN DOSYASI

Meselenin izi

Kur’an’ın bir yönetim biçimi önerip önermediği sorusunu; hüküm, hilâfet, hâkimiyye, velâyet-i fakîh, ayrımcı, maksatçı ve tarihselci tezler üzerinden tarafların kendi kaynaklarıyla haritalayan karşılaştırmalı çalışma.

PDF’yi OkuPDF’yi İndir Kavramlar Sözlüğü
Yayın
HTTB Düşünce Serisi – 2
Sürüm
Birinci Sürüm
Lisans
CC BY-NC-SA 4.0
KÖREBE KAVRAM ATLASI

Kavramlar Sözlüğü

Bu kitaba bağlı 59 kavram. Her madde merkezî Kavram Atlası kaydına ve kitap içindeki kaynak sayfalarına bağlanır.

Laikliks. 12

Devletin din ve vicdan özgürlüğünü güvenceye alması; herhangi bir inancı, mezhebi veya inançsızlığı üstün vatandaşlık ölçüsü hâline getirmemesidir. Laiklik, toplumu dinsizleştirme veya dinî görünürlüğü kamudan silme projesi değildir; inanç ile kamu gücü arasındaki ilişkiyi eşit hukukla düzenler.

Velâyets. 15

Dostluk ve bağlılık anlamlarının yanında yönetsel otorite çağrışımı taşıyan kavram; özellikle Şiî siyaset düşüncesinde merkezî bir yere sahiptir.

Teşrîs. 21

Yasa koyma. Kitaptaki hâkimiyet tartışmasında, nihai kanun koyma yetkisinin kime ait olduğu sorusunu ifade eder ve “hüküm”ün yargı anlamından yasama anlamına genişletilmesinin teknik düğümüdür.

Kadâs. 22

Kesin karar ve infaz anlam alanını taşıyan kavram; kitapta hüküm, mülk, sultân ve emr ile birlikte Kur’an’ın siyasal-toplumsal söz dağarcığındaki ayrımları göstermek için kullanılır.

Nüzul Sebebis. 29

Bir ayetin inişiyle ilişkilendirilen somut olay veya tarihsel bağlam. Kitapta ayetin belirli bir olaya mı yoksa lafzının genelliği nedeniyle her çağa mı hükmettiği tartışmasının ana yorum araçlarından biridir.

Umum–Hususs. 29

Bir lafzın genel mi yoksa belirli bir kişi, grup veya durumla sınırlı mı anlaşılacağına ilişkin usûl tartışması. Mâide 44 gibi ayetlerin yorumunda nüzul sebebi ve siyakla birlikte belirleyicidir.

Siyaks. 29
Tahkims. 35

Bir anlaşmazlığın hakemler aracılığıyla çözülmesi. Sıffîn’de Ali ile Muâviye arasındaki ihtilafın hakemlere götürülmesi, Havâric’in doğuşunu tetikleyen tarihsel krizdir.

Tekfirs. 36

Bir kişi veya topluluğu din dışına çıkmış, kâfir sayma. Kitapta özellikle Havâric’in büyük günah ve tahkim üzerinden kurduğu siyasal-kelâmî dışlama zincirini açıklamak için kullanılır.

Şevkets. 70

Fiilî güç ve iktidar kudreti. Gazâlî’nin klasik sentezinde Selçuklu sultanının şevketi, halifenin fiilî zayıflığını ve bazı vasıf eksikliklerini telafi eden gerçek güç unsuru olarak değerlendirilir.

Asabiyets. 71

İbn Haldûn’da bir topluluğu bir arada tutan, onu mücadeleye ve iktidara taşıyan dayanışma bağı. Kan bağıyla doğabileceği gibi ortak çıkar, coğrafya ve inançla da güçlenebilir.

Umrans. 73

İbn Haldûn’da medeniyet ve toplumsal hayat düzeni. Kitapta bedevî (göçebe/kırsal) ve hadarî (yerleşik/kentli) biçimleriyle, asabiyet ve devletin yükseliş-çöküş döngüsüyle birlikte ele alınır.

Ulûhiyets. 94

İlâhlık ve yalnız Allah’a ait ilâhî vasıflar alanı. Hâkimiyetçi tezde, nihai yasa koyma yetkisinin beşer tarafından sahiplenilmesi ulûhiyete ait bir vasfın gaspı olarak yorumlanır.

Tevhîds. 94
Gaybets. 299

Şiîlikte, on ikinci imamın gizlenmesi ve görünür dünyadan çekilmesi hâli. Gaybet çağında dinî ve siyasî otoritenin kim tarafından, hangi sınırlarla üstlenileceği sorusu, velâyet-i fakîh tartışmasının çıkış noktasıdır.

Hâkimiyye (hâkimiyet-i ilâhiyye)s. 299

İlâhî egemenlik; yasama ve nihai hüküm yetkisinin yalnızca Allah’a ait olduğu tezi. Mevdûdî ve Kutub’un siyaset düşüncesinin merkezî kavramı olup, beşerî yasamaya dayanan düzenleri gayrimeşru sayma eğilimindedir.

Câhiliyyes. 299

Sözlükte “bilgisizlik/cehalet çağı”; İslâm öncesi dönemi anlatan klasik terim. Mevdûdî ve özellikle Seyyid Kutub’un elinde, bir tarih dönemini değil, ilâhî hâkimiyeti tanımayan her düzenin —modern toplumlar dâhil— içinde bulunduğu hâli anlatan bir kavrama dönüşmüştür.

Ehl-i hall ve’l-akds. 299

“Çözme ve bağlama ehli”; klasik teoride halifeyi seçme/azletme yetkisine sahip sayılan ileri gelenler (âlimler, ordu ve toplum önderleri) topluluğu.

Farz-ı kifâyes. 299

Toplumdan yeterli sayıda kişinin yerine getirmesiyle diğerlerinden sorumluluğu kalkan yükümlülük. Klasik teori, bir yönetim/hilâfet kurmayı çoğunlukla bu kategoride değerlendirmiştir.

Ahbârîs. 299

Şiî fıkhında, dinî bilgide yalnızca imamlardan gelen haberlere (ahbâr) dayanmayı savunan, aklî usûlü ve ictihadı reddeden ekol. Bu görüşte sıradan müminin bir müctehide taklidi gerekmez. Karşıtı Usûlî ekoldür.

Beyats. 299

Bir yöneticiye bağlılık ve itaat sözü verme; klasik siyaset düşüncesinde halifenin meşruiyet kaynaklarından biri sayılan sözleşme.

İcmâs. 300

Bir mesele üzerinde âlimlerin (ya da ümmetin) görüş birliği; klasik fıkıhta bir delil kaynağı. Hilâfetin gerekliliği büyük ölçüde icmâya dayandırılmış; Ali Abdürrâzık ise bu icmânın sağlamlığını sorgulamıştır.

İmamets. 300

Şiîlikte, Peygamber sonrası meşru dinî-siyasî önderlik ve onu üstlenen, nassla tayin edilmiş masum kişi (imam). Sünnî gelenekte ise “imamet” çoğu zaman hilâfetle eş anlamlı, daha genel bir önderlik kavramı olarak kullanılır.

İmams. 300

Şiîlikte, Peygamber sonrası meşru dinî-siyasî önderlik ve onu üstlenen, nassla tayin edilmiş masum kişi (imam). Sünnî gelenekte ise “imamet” çoğu zaman hilâfetle eş anlamlı, daha genel bir önderlik kavramı olarak kullanılır.

İsmet (masumiyet)s. 300

Peygamberlerin ve —Şiî inancına göre— imamların günah ve hatadan korunmuş olması. Kadivar gibi düşünürler, koşulsuz itaatin ancak masuma borçlu olunabileceği ilkesinden hareketle velâyet-i fakîh’i eleştirir.

Halîfes. 300

Sözlükte “ardından gelen, vekil, temsilci”. Bakara 30’da insanın yeryüzündeki evrensel-ahlâkî sorumluluğunu; siyasal terim olarak ise Peygamber’den sonraki İslâm devlet başkanlığı kurumunu (hilâfet) anlatır. Kelimenin bu iki düzlemi, tartışmanın önemli bir kaynağıdır.

Hilâfets. 300

Sözlükte “ardından gelen, vekil, temsilci”. Bakara 30’da insanın yeryüzündeki evrensel-ahlâkî sorumluluğunu; siyasal terim olarak ise Peygamber’den sonraki İslâm devlet başkanlığı kurumunu (hilâfet) anlatır. Kelimenin bu iki düzlemi, tartışmanın önemli bir kaynağıdır.

Hudûds. 300

Kur’an ve Sünnet’te miktarı ve türü belirlenmiş cezalar (tekil: had). Peygamber’in Medine’de bunları uygulamış olması, ayrımcı teze yöneltilen başlıca itirazlardan birinin dayanağıdır.

İçtihats. 300
Merci-i taklîds. 301

Usûlî Şiîlikte, sıradan müminlerin dinî meselelerde kendisine uyduğu (taklit ettiği) en yetkili müctehid. Ayrıntı için bkz. Taklit.

Mufâsalas. 301

Kopuş, ayrışma; Seyyid Kutub’un, öncü topluluğun mevcut “câhilî” düzenle her türlü uzlaşmayı reddederek ondan zihnen ve amelî olarak ayrılması anlamında kullandığı kavram.

Nasss. 301

Kur’an ve Sünnet’in açık, lafzî metni. Ebû Zeyd, Kur’an’ın ilâhî kaynaklı olmakla birlikte indiği andan itibaren bir dil/metin (nass) olduğunu ve insanî yorumun (te’vîl) kaçınılmazlığını vurgular.

İstihlâfs. 301

Bir topluluğu yeryüzünde “halef/vâris kılma”, ona iktidar ve yerleşik güç (temkîn) verme. Nûr 55 bu kavramı işler; ayet, iman ve salih amel şartına bağlı bir vaad olarak okunur ve siyasal yorumların çokça çekiştirdiği metinlerdendir.

Maksıdü’ş-şerîa (makâsıd)s. 301

Şeriatın gözettiği amaçlar; hükümlerin ardındaki genel gayeler (adaletin sağlanması, zararın önlenmesi vb.). Maksatçı teze göre bağlayıcı olan, hükümlerin lafzî biçimi değil, bu maksatlardır.

Maslahats. 301

Kamu yararı, iyilik; hükümlerin gözettiği fayda. İbn Abdüsselâm’dan itibaren fıkhın merkezî kavramlarından olup, maksatçı düşüncenin klasik köklerinden birini oluşturur.

Temkîns. 302

Bir topluluğa yeryüzünde sağlam bir iktidar ve yerleşik güç verilmesi; istihlâf kavramıyla yakından ilişkilidir (bkz. İstihlâf).

Şeriats. 302

Geniş anlamda İslâm’ın hukukî-ahlâkî düzeni. Hallaq’a göre premodern İslâm’da şeriat, devletin ürettiği bir yasa değil, devletten büyük ölçüde bağımsız âlimlerce geliştirilen ve taşınan bir gelenekti.

Şümûliyyets. 302

Kapsayıcılık; Hasan el-Bennâ’nın, İslâm’ın yalnızca bir ibadet dini değil, ibadeti, ahlâkı, iktisadı, toplumu ve siyaseti kuşatan bütüncül bir nizam olduğu tezi. Hâkimiyetçiliğin örgütsel zeminini kurmuştur.

Taklits. 302

Usûlî Şiîlikte, dinî meselelerde uzman olmayan müminin, yetkili bir müctehide (merci-i taklîd) uyması. Ahbârî ekol bunu gerekli görmezken, Usûlî ekol merkezî sayar.

Nâib-i âmms. 302

“Genel vekil”; gaybet çağında imamın genel temsilcisi sayılan âdil ve bilgili fakih. Velâyet-i fakîh teorisi, fakihin otoritesini bu vekâlete dayandırır.

Saltanats. 302

Dünyevî yönetim, hükümdarlık. Ayrımcı tez, Peygamber’in otoritesini saltanattan (siyasal iktidar) ayırıp risalete (dinî tebliğ) indirger.

Şuras. 302

Şura, kararın ortak akılla olgunlaştırılmasıdır. Sadece danışma toplantısı veya sembolik onay mekanizması değildir. Şura kültürü, farklı görüşü düşman saymayan bir ahlak ister. Kararı verecek olan kişi veya kurum, kendisine benzemeyen sesleri de dinleyebilmelidir. Şura gevşediğinde iktidar daralır, hata büyür, öfke içeride birikir. Aileden devlete kadar her alanda şura, kibri sınırlayan ve sorumluluğu paylaşan bir medeniyet ilkesidir.

Risalets. 302
Tahsîniyyâts. 303

Maksatçı düşüncede maksatların üç kademesi: zarûrî (olmazsa olmaz temel gerekler), hâcî (ihtiyaç düzeyindekiler) ve tahsînî (iyileştirici, tamamlayıcı olanlar). Bir çatışma hâlinde üst kademe önceliklidir.

Velâyet-i fakîhs. 303

Gaybet çağında, imamın genel vekili sayılan âdil ve bilgili fakihin dinî-siyasî yönetme yetkisi. Humeynî’nin geliştirip 1979 sonrası İran’da devlet ilkesine dönüştürdüğü, Şiî dünyada da tartışmalı olan teori.

Zarûriyyâts. 303

Maksatçı düşüncede maksatların üç kademesi: zarûrî (olmazsa olmaz temel gerekler), hâcî (ihtiyaç düzeyindekiler) ve tahsînî (iyileştirici, tamamlayıcı olanlar). Bir çatışma hâlinde üst kademe önceliklidir.

Hâciyyâts. 303

Maksatçı düşüncede maksatların üç kademesi: zarûrî (olmazsa olmaz temel gerekler), hâcî (ihtiyaç düzeyindekiler) ve tahsînî (iyileştirici, tamamlayıcı olanlar). Bir çatışma hâlinde üst kademe önceliklidir.

Ulü’l-emrs. 303

“Yetki/emir sahipleri” (Nisâ 59). Kimliği ayette açık bırakıldığı için —yöneticiler mi, âlimler mi, imamlar mı?— farklı tezlerin dayandığı, çok yönlü okumaya açık bir kavramdır.

Usûlîs. 303

Şiî fıkhında akıl, ictihad ve usûl-i fıkhı esas alan; müctehidin (ve mercîin) otoritesini merkeze koyan ekol. On sekizinci yüzyılda Ahbârî ekole karşı galip gelmiştir; velâyet-i fakîh ancak bu zeminde düşünülebilir hâle gelmiştir.

Tevils. 303
Nüzul

İnme (vahyin inmesi). Anlam

İsmet

Günahsızlık, temizlik; namus.

Merci

Başvurulacak yer, kaynak.

Teknik

Teknik, KörEbE külliyatında tekrar eden bir düşünce, ilişki, süreç veya uygulamayı adlandırmak ve farklı eserlerdeki kullanımlarını aynı anlam ağı içinde birleştirmek için kullanılan kavramdır. KörEbE külliyatında özellikle “Hira Dağı’nın Çocukları - Öz’e Dönüş” ve “Soğuk Kaos - Yönetilen Belirsizlik” çalışmalarındaki bağlamlarıyla ele alınır.

Okuma

Okuma, KörEbE külliyatında tekrar eden bir düşünce, ilişki, süreç veya uygulamayı adlandırmak ve farklı eserlerdeki kullanımlarını aynı anlam ağı içinde birleştirmek için kullanılan kavramdır. KörEbE külliyatında özellikle “Hira Dağı’nın Çocukları - Öz’e Dönüş” çalışmasındaki bağlamıyla ele alınır.

Görünür kılma

Görünür kılma, KörEbE külliyatında tekrar eden bir düşünce, ilişki, süreç veya uygulamayı adlandırmak ve farklı eserlerdeki kullanımlarını aynı anlam ağı içinde birleştirmek için kullanılan kavramdır. KörEbE külliyatında özellikle “Soğuk Kaos Çağında NATO-2” çalışmasındaki bağlamıyla ele alınır.

Erişim

Erişim, KörEbE külliyatında tekrar eden bir düşünce, ilişki, süreç veya uygulamayı adlandırmak ve farklı eserlerdeki kullanımlarını aynı anlam ağı içinde birleştirmek için kullanılan kavramdır. KörEbE külliyatında özellikle “Soğuk Kaos Çağında NATO-2” çalışmasındaki bağlamıyla ele alınır.

Devlet

Devlet, KörEbE külliyatında tekrar eden bir düşünce, ilişki, süreç veya uygulamayı adlandırmak ve farklı eserlerdeki kullanımlarını aynı anlam ağı içinde birleştirmek için kullanılan kavramdır. KörEbE külliyatında özellikle “Hira Dağı’nın Çocukları - Öz’e Dönüş” ve “Soğuk Kaos - Yönetilen Belirsizlik” çalışmalarındaki bağlamlarıyla ele alınır.

Kitâb
BELGE

PDF ön izlemesi

Tarayıcı ön izlemeyi desteklemiyorsa PDF’yi yeni sekmede açabilirsiniz.

YAYIN YOLU

Bu yayın kendi arşivindeki özgün kaydıyla sunulmaktadır.

← Tüm Kitaplar