Kitaplar/Şiir · Sözlük · Dil ve kültür
KÖREBE KİTAPLIĞI · DÜŞÜNCENİN UZUN SOLUKLU KAYITLARI

Bilen Söylesin

KİTAP
YazarOn iki ozan · ortak eser TürŞiir · Sözlük · Dil ve kültür Uzunluk282 sayfa DilTürkçe
Bilen Söylesin kapak
BU KİTABIN DOSYASI

Meselenin izi

On iki ozanın 63 şiirlik ortak divanı; unutulan ve anlamı aşınan kelimeleri şiirle yeniden dile çağırır. Filolojik denetimli KÂMUS bölümünde 1.237 madde dil, özgün yazım/köken ve anlam bilgileriyle sunulur.

PDF’yi OkuPDF’yi İndir Kavramlar Sözlüğü
Lisans
CC BY-NC-ND 4.0
KÖREBE KAVRAM ATLASI

Kavramlar Sözlüğü

Bu kitaba bağlı 838 kavram. Her madde merkezî Kavram Atlası kaydına ve kitap içindeki kaynak sayfalarına bağlanır.

Yörünge

Bir cismin izlediği yol.

Zafer

Yengi, üstünlük.

Zehâb

Gitme; bir düşünceye kapılma.

Zehra

Parlak, nurlu (Hz. Fatıma'nın lakabı).

Zerdüşt

Ateşe tapınmayla anılan İran dini kurucusu.

Zîfir

Ağır, pis koku; kir.

Zübde

Öz, özet; en seçkin kısım.

Zühre

Çobanyıldızı (Venüs); Tâhir ile Zühre'nin Zühre'si.

Zülal

Tatlı, saf, berrak su.

Sâye

Gölge; koruma, himaye.

Senfoni

Çok bölümlü büyük orkestra eseri.

Serden

Baştan/candan; ‘serden geçmek’ deyimindeki kullanım.

Serkeşte

Başı dönmüş, şaşkın, avare.

Serşeş

Başkaldıran, dik başlı.

Ser-hod

Başına buyruk, kendi bildiğince; keyfî. Şiirde ‘serhûde’ biçimiyle geçer.

Şeydâ

Tutkun, çılgın âşık; divane.

Seyyâh

Gezgin, çok gezen.

Seyyit

Efendi; peygamber soyundan.

Sırçalı

Camlı, cam kaplı.

Sinsi

Gizlice kötülük eden; içten pazarlıklı. Şiirde ‘sînsî’ biçimindedir.

Sirkat

Hırsızlık, çalma.

Sufle

Fısıltıyla söyleme, gizli telkin.

Suhulet

Kolaylık, rahatlık.

Şule
Surûr
Sûzan

Yakıcı, yanan.

Tâat

İbadet, boyun eğme.

Tâbî

Uyan, bağlı olan, izleyen.

Tahfif

Hafifletme; küçümseme.

Takdîr

Değer verme; alın yazısı, kader.

Takrîm

Yakınlaştırma, üstün tutma.

Taksim

Bölme, pay etme; müzikte doğaçlama.

Takyit

Sınırlama, bağlama.

Talan
Tarif

Tanımlama, anlatma.

Târumâr

Darmadağın, perişan.

Tasnif

Sınıflama, düzenleme; eser.

Tebrîm

Tekrîm/Takrîm ses alanı içinde kullanılan şiirsel biçim; anlamı dize bağlamıyla sınırlıdır.

Tecellî

Görünme, belirme; tasavvufta ilâhî hakikatin zuhuru. Şiirde ‘tecale’ biçimiyle geçer.

Tediye

Ödeme, borcunu verme.

Teklîf

Yükümlülük, görev; öneri.

Tekrir

Tekrarlama, yineleme.

Telef

Yok olma, ziyan olma, mahvolma.

Telve

Kahve piştikten sonra fincanın dibinde kalan tortu.

Tembih

Uyarı, hatırlatma.

Tenezzül

Alçak gönüllülük gösterme; alçalma.

Tevki
Tezellül

Alçalma, kendini küçültme.

Tezyîf

Küçümseme, alay etme, değersizleştirme.

Tohma

Tohma adı; şiirde yer/kültür göndermesi olarak kullanılır. Eski KÂMUS’taki ‘soy, nesil, kök’ karşılığı doğrulanmamıştır.

Ulak

Haberci, postacı.

Vahdet-i Vücûd

Varlığın birliği öğretisi; tasavvufta gerçek varlığın Allah’a ait olduğunu ifade eden anlayış.

Varis
Vasıf

Nitelik, özellik; niteleme.

Vâsî

Geniş; vasi, koruyucu.

Vaveyla
Vekil

Birinin yerine iş gören; Allah'ın adı.

Vesvese

Kuruntu, kötü düşünce, şüphe.

Vird

Sürekli okunan dua, zikir.

Yergi

Yerme, hicvetme; taşlama.

Mevt
Meylas

Meyil/eğilim çağrışımıyla kullanılan şiirsel türetim.

Meysûr

Kolay, mümkün; kolaylaştırılmış. Şiirde ‘Meysu’ biçimiyle geçer.

Mezât

Açık artırma, müzayede.

Miad

Belirlenmiş süre, vade.

Miheng

Ölçüt, deneme taşı.

Miktâr

Ölçü, nicelik, tutar.

Missal
Muhteber

İtibarlı, saygın, geçerli.

Muiz

Yücelten, izzet veren (Allah).

Müjdedâr

Müjde veren/bekleyen.

Mukabele

Karşılıklı Kur'an okuma.

Mükafat

Ödül, karşılık.

Münâcât

Allah'a yakarış, dua, niyaz.

Murâd

İstek, dilek, amaç.

Müseddit

Doğrultan; borç ödeyen.

Müşkildan

Zorluk bilen, çile çeken.

Müştâk

Özleyen, arzulayan; can atan. Şiirde ‘Müşta’ biçimiyle geçer.

Müstakim

Doğru, dosdoğru yolda.

Müste’cir
Müz

Haber/elçi çağrışımıyla kullanılan şiirsel biçim; bağımsız standart lemma doğrulanmamıştır.

Muzârî

Şimdiki/geniş zaman (dilbilgisi); benzer.

Müzekkir

Hatırlatan, öğüt veren, andıran.

Nadas

Toprağı dinlendirme; boş bırakma.

Nakil

Aktarma, taşıma.

Nakş

İşleme, resim; iz.

Nâmütenâhî

Sonsuz, sınırsız.

Nân
Nasîbdâr

Nasibi olan, payı olan.

Nâ-râm

Boyun eğmeyen, teslim olmayan.

Nâ-şâkir

Şükretmeyen, nankör. Şiirde ‘Nâ-şikar’ biçimiyle geçer.

Necat
Neşter

Küçük cerrah bıçağı.

Nevha

Ölüye sesli ağlama; ağıt, yas feryadı. Şiirde ‘nevhî’ biçimiyle geçer.

Nihâyet
Nîran

Ateşler, cehennem ateşi.

Nîşân

İşaret, hedef; nişan.

Nümâyiş

Gösteri, gösteriş.

Nurbin

Nuru gören, aydınlık gözlü.

Nüsha
Nüzul

İnme (vahyin inmesi). Anlam

Ölçüt

Değerlendirme aracı, kıstas. Anlam

Otağ

Büyük çadır, hükümdar çadırı.

Pelesenk

Hoş kokulu bir reçine; sürekli dilde dolaşan (mecaz).

Pir

Tarikat kurucusu/büyüğü; yaşlı bilge.

Pür-râm

Tümüyle teslim olmuş, boyun eğmiş.

Rahle

Üzerinde kitap okunan alçak masa.

Rahm-i Rahmânî

rahmeti, şefkati.

Ramdar

Boyun eğen, teslim olan.

Redde

Geri çevrilme, ret.

Rehine

Rehin, tutulu; güvence.

Rida

Örtü, aba; makam simgesi.

Riyaset

Başkanlık, reislik, önderlik.

Rücu

Geri dönme, dönüş.

Rüveyda

Ağır ağır, yavaşça.

Rûzegî

Günlük hâl; yaşam.

Sabâ

Hafif doğu rüzgârı.

Şaheser

Başyapıt, çok değerli eser.

Sâre

Sinaya işleyen sevgi/saflık çağrışımıyla kullanılan şiirsel biçim.

Satır

Yazı dizisi, satır.

İkrâ

'Oku!' emri (Alak sûresinin ilk emri).

İlmik

Düğüm, ilmek.

Îmân-ı kâmil
İntiâd

Uzaklaşma, kopma.

İntihâ

Son, bitiş, nihayet.

İntizâh

Eğlenme, gezinti, hoşça vakit.

İptilâ

Tutkunluk, düşkünlük; sınanma.

İrciî

'Dön!' (rabbine dönüş emri).

İrfani

İrfana, bilgeliğe ait.

İşgüzâr

Gereksiz yere işe karışan; becerikli.

İsmet

Günahsızlık, temizlik; namus.

İştah

Yeme isteği; arzu.

İstimrâr

Sürüp gitme, devam.

İzinname
İzzetbet

İzzet/şeref anlam alanı çevresinde oluşturulmuş şiirsel türetim.

Kaide

Kural, temel, esas.

Kalpazan

Sahte para basan; sahtekâr.

Kâni

Kanaat eden, yetinen.

Kapris

Geçici heves, kapris.

Karaçalı

Dikenli bir çalı türü.

Kardaş
Karkas

İskelet, çatı; leş.

Kefîl

Güvence veren, birine kefil olan.

Kella

'Asla, hayır' (kesin ret).

Kesb

Kazanç, elde etme.

Keşfiş

Gizli keşif/sır çağrışımıyla oluşturulmuş şiirsel türetim.

Kevaşe

Kaba/argo kullanımda hayat kadını; şiirde aşağılayıcı niteleme olarak geçer.

Kıyl ü kâl
Kızıl elma

Ulaşılmak istenen büyük ülkü.

Koçaklama

Yiğitlik/savaş konulu halk şiiri.

Kulhuvallâhü Ehad

ki: O Allah birdir' (İhlas sûresi).

Külli zâikatin

can ölümü tadar' (âyet).

Kün fe yekûn

der, o da oluverir.

Kurrâ

Kur'an'ı usulünce ezbere okuyanlar.

Kuvve

Güç, kuvvet; yeti.

Lalezar
Lâ yekûn

olmaması gereken.

Lebbi

Karşılık verme/kabul çağrışımıyla kullanılan şiirsel biçim.

Lerzan
Mahkeme-i Kübra

büyük hesap günü.

Mahya

Yüz, çehre; minareler arası yazı.

Mâsûn

Korunmuş, saklı, dokunulmamış.

Maya

Öz, esas; mayalanma unsuru.

Mazkûn

Beyan, kayıt ve sabitlik çağrışımıyla kullanılan şiirsel biçim.

Meçhûr

Terk edilmiş, bırakılmış.

Mefkûde

Kayıp, yitik (dişil biçim). Şiirde ‘Mefcûde’ biçimiyle geçer.

Meksâset

Kesat/durgunluk ve özlem bağlamında oluşturulmuş şiirsel türetim.

Mektep
Mensî
Menzil-i Tarîk

varılacak durağı.

Merci

Başvurulacak yer, kaynak.

Merhûn

Rehin, bağlı, tutulu.

Merkep

Binek hayvanı, eşek.

Merzûk

Rızıklandırılmış, rızkı verilmiş; bahtiyar. Şiirde ‘Mazruk’ biçimiyle geçer.

Mesâbe

Derece, mertebe, konum.

Meşkûn

Anlam: Kaynak dil: ArapçaÖzgün yazım / köken: مشكونKaynak: Bilen Söylesin — Dîvân-ı Lûgat-i Anadolu Bilig, filolojik denetimli KÂMUS.

Meşkûr

Şükredilen, beğenilen.

Mesrûk

Çalınmış, elinden alınmış. Şiirde ‘mestruk’ biçimiyle geçer.

Düşrâm

Düşkünlük ve perişanlık çağrışımıyla kullanılan şiirsel türetim.

Elest

Ezeldeki 'Ben Rabbiniz değil miyim?' hitabı.

Elestü

'Ben Rabbiniz değil miyim?' (ezel sözü).

Emsizlik

Acizlik; güç yetiremezlik, çâresizlik. Şiirde ‘emsizliğimi’ biçimiyle geçer.

Enkaz

Yıkıntı, döküntü.

Evlâ
Fakr u zarûret
Fâsıla

Ara, aralık, kesinti.

Fecir

Tan yeri ağarması, şafak.

Fenârî

Molla Fenârî’ye ait nisbe/ad. Şiirde şahıs göndermesi olarak kullanılır.

Feraset

Sezgi, anlayış, keskin kavrayış.

Firari

Kaçak, kaçmış.

Fütûhât

Açılışlar, fetihler; tasavvufta manevî açılımlar ve lütuflar. Şiirde ‘futuratı’ biçimiyle geçer.

Gaib

Görünmeyen, kayıp.

Galu

'Dediler' (kalu bela'dan).

Gamgîn

Kederli, üzgün.

Garez

Kötü niyet, kin, maksat.

Gayya

Cehennemde derin bir kuyu.

Gerdân

Dönen, devreden. Şiirde ‘Gerdşân’ biçimiyle geçer.

Germen

Kale, hisar; tarihî kullanım. Şiirde ‘germenli’ biçimindedir.

Girifte

Tutulmuş, kapalı, hüzünlü.

Göçkün

Göçmüş, çökmüş; yıkık.

Gönye

Dik açı çizmeye ve denetlemeye yarayan araç; mecazen ölçü ve düzgünlük.

Gülâb
Güman
Gümrah

Yolunu şaşırmış, sapkın.

Güzeşte

Geçmiş, geçip gitmiş, mâzi. Anlam

Hafıyye

Gizlilik, saklılık; gizli olan.

Hakîr

Aşağı, değersiz, hor görülen.

Halîl

Samimi dost (Hz. İbrahim'in sıfatı).

Hallâc

'Enel-Hak' diyen ünlü mutasavvıf.

Hâlûk

Anlam: Kaynak dil: ArapçaÖzgün yazım / köken: حلوقKaynak: Bilen Söylesin — Dîvân-ı Lûgat-i Anadolu Bilig, filolojik denetimli KÂMUS.

Hâl-i şer

Kötü hâl, bozuk durum. Şiirde bitişik ‘Hâlişer’ biçimiyle geçer.

Hâmâl

Yük taşıyan, hamal.

Hamiş
Hamit

Şükreden, öven.

Hamküle

Kül, viranlık ve olgunlaşmamışlık çağrışımlarını birleştiren şiirsel türetim.

Hâmûş

Susmuş, sessiz.

Handan

Gülen, sevinçli.

Hânümân
Hanzala

Acı bir çöl bitkisi; acılığın simgesi.

Har-ı gönül

dikeni, iç acısı.

Haseb

Soy, asalet; değer.

Hasım

Düşman, karşı taraf.

Hasîs

Cimri; alçak, değersiz.

Hâtif

Gaipten seslenen ses.

Hattab

Çok konuşan, hatip; odun toplayan.

Havsala

Kavrama gücü, anlayış; sabır.

Heder

Boşa gitme, ziyan olma.

Heyyûlâ

Belirsiz korkunç hayal; ilk madde.

Hızır

Darda kalana yardım eden ölümsüz kişi.

Hisab

Hesap, sayışma.

Hissemend

Pay sahibi, hisseli.

Hizb

Grup, topluluk, fırka.

Hüccetbet

Hüccet/delil kavramı etrafında oluşturulmuş şiirsel türetim.

Hükm-ü Keşîde

hüküm, çekilmiş karar.

Hûnâb

Kanlı su, gözyaşı.

Hûnhar

Kan içen, zalim, gaddar.

Hûşsuz

Akılsız, şuursuz.

Hüveydâ

Açık, belli, meydanda.

İdlâl

Saptırma, yoldan çıkarma. Şiirde ‘İzla’ biçimiyle geçer.

Ağu
Ahfâd

Torunlar; sonraki nesiller. Şiirde ‘Ahfât’ biçimiyle geçer.

Âkîf

İbadete kapanan; bir işe kendini adayan.

Aleni

Açık, herkesin gözü önünde.

Aptal

Akılsız, budala. Tarihî gelişimde ‘abdâl’ biçimiyle ilişkilidir.

Ârifan

Ârifler, bilenler.

Arz-ı visâl

arz etme, kavuşma isteği.

Âteş-i sûzân
Avâne

Yardımcılar, destekçiler.

Ayyuk

Gökyüzünün en yüksek noktası.

Azad

Özgür, serbest.

Azazil

Şeytanın (İblis'in) adı.

Bâdire

Ansızın gelen felaket, tehlikeli durum.

Bâkiye

Kalan, artan; kalıntı.

Bâri Hüda
Bedbin

Karamsar, kötümser.

Bedr

Dolunay; Bedir savaşı.

Beher

Her biri; kurtuluş (bağlama göre).

Benzeş

Birbirine benzeyen; benzeşme.

Berrâ

Çok temiz, arınmış.

Ber-mücib
Bî-öz

Özsüz, asılsız.

Bi-var

Dayanaksız, güçsüz.

Bonkör

Eli açık, cömert.

Burc

Kule; gökteki yıldız kümesi.

Cabir

Zorlayan; onaran (bilgin Câbir).

Cârî

Akan, süregelen, geçerli olan.

Cemşür

Savurma/savurganlık bağlamında oluşturulmuş şiirsel türetim.

Cengaver

Savaşçı, yiğit.

Çerağ

Kandil, ışık, meşale.

Cevher-i dem
Cevr-ü cefa
Çökkün

Çökmüş, bitkin, üzgün.

Dadaş

Yiğit delikanlı; Erzurumlu.

Demkeşte

Soluğu tükenmiş, nefesi kesilmiş; bitkin.

Denîf

Ağır hasta; hastalıktan düşkün ve bitkin. Şiirde ‘Dânîf’ biçimiyle geçer.

Derbeder

Perişan, serseri, düzensiz.

Derd-i âver

getiren, acı veren.

Deruni

İçten, içsel.

Dide-i giryan
Dil-sükût

Gönlü susmuş, sessizliğe bürünmüş.

Huşû

Özellikle ibadette saygı, teslimiyet, iç ürperti ve derin gönül alçaklığı hâli.

Nidâ

Sesleniş, çağrı veya yüksek sesle hitap.

Melâl

Hüzün, iç sıkıntısı ve ruhsal keder.

Miskal

Ağırlık ölçüsü; “zerre miskal” kullanımında çok küçük ölçüyü ve hassas hesabı anlatır.

Derdest

Bir dava, soruşturma veya hukukî sürecin henüz kesin biçimde sonuçlanmamış olmasıdır. Derdest bir dosyadaki iddialar kesinleşmiş mahkûmiyet gibi sunulamaz.

Medeniyet

Medeniyet, KörEbE külliyatında tekrar eden bir düşünce, ilişki, süreç veya uygulamayı adlandırmak ve farklı eserlerdeki kullanımlarını aynı anlam ağı içinde birleştirmek için kullanılan kavramdır. KörEbE külliyatında özellikle “Hira Dağı’nın Çocukları - Öz’e Dönüş” çalışmasındaki bağlamıyla ele alınır.

Bilgi

Bilgi, KörEbE külliyatında tekrar eden bir düşünce, ilişki, süreç veya uygulamayı adlandırmak ve farklı eserlerdeki kullanımlarını aynı anlam ağı içinde birleştirmek için kullanılan kavramdır. KörEbE külliyatında özellikle “Hira Dağı’nın Çocukları - Öz’e Dönüş” ve “Soğuk Kaos - Yönetilen Belirsizlik” çalışmalarındaki bağlamlarıyla ele alınır.

Yeis
Temaşa

Seyretme, izleme.

Sulb

Bel kemiği; soy ve nesil kaynağı.

Suret

Görünüş, biçim, yüz.

Perperişan

Çok dağınık, harap ve çaresiz.

Azil

Görevden alma, uzaklaştırma.

Hanray

Şiirde soruya dönüştürülen bu kavramın sözlük açıklaması editoryal inceleme için işaretlenmiştir.

İstişfâ

Şiirde soruya dönüştürülen bu kavramın sözlük açıklaması editoryal inceleme için işaretlenmiştir.

Evrâd

Şiirde soruya dönüştürülen bu kavramın sözlük açıklaması editoryal inceleme için işaretlenmiştir.

Pür gam

Şiirde soruya dönüştürülen bu kavramın sözlük açıklaması editoryal inceleme için işaretlenmiştir.

Gâh-gam

Şiirde soruya dönüştürülen bu kavramın sözlük açıklaması editoryal inceleme için işaretlenmiştir.

Riyazi

Şiirde soruya dönüştürülen bu kavramın sözlük açıklaması editoryal inceleme için işaretlenmiştir.

Bîdert

Şiirde soruya dönüştürülen bu kavramın sözlük açıklaması editoryal inceleme için işaretlenmiştir.

Tevlîd

Şiirde soruya dönüştürülen bu kavramın sözlük açıklaması editoryal inceleme için işaretlenmiştir.

Yazgı

Şiirde soruya dönüştürülen bu kavramın sözlük açıklaması editoryal inceleme için işaretlenmiştir.

Nekîr

Şiirde soruya dönüştürülen bu kavramın sözlük açıklaması editoryal inceleme için işaretlenmiştir.

Umûd

Şiirde soruya dönüştürülen bu kavramın sözlük açıklaması editoryal inceleme için işaretlenmiştir.

Ümmîd

Şiirde soruya dönüştürülen bu kavramın sözlük açıklaması editoryal inceleme için işaretlenmiştir.

Maûn

Şiirde soruya dönüştürülen bu kavramın sözlük açıklaması editoryal inceleme için işaretlenmiştir.

Mel’ûn

Şiirde soruya dönüştürülen bu kavramın sözlük açıklaması editoryal inceleme için işaretlenmiştir.

Uğrû

Şiirde soruya dönüştürülen bu kavramın sözlük açıklaması editoryal inceleme için işaretlenmiştir.

Haşyet

Şiirde soruya dönüştürülen bu kavramın sözlük açıklaması editoryal inceleme için işaretlenmiştir.

Hicrân

Şiirde soruya dönüştürülen bu kavramın sözlük açıklaması editoryal inceleme için işaretlenmiştir.

Devâ

Şiirde soruya dönüştürülen bu kavramın sözlük açıklaması editoryal inceleme için işaretlenmiştir.

Maphus

Şiirde soruya dönüştürülen bu kavramın sözlük açıklaması editoryal inceleme için işaretlenmiştir.

Güven

Şiirde soruya dönüştürülen bu kavramın sözlük açıklaması editoryal inceleme için işaretlenmiştir.

Vâde

Şiirde soruya dönüştürülen bu kavramın sözlük açıklaması editoryal inceleme için işaretlenmiştir.

Ukde

Şiirde soruya dönüştürülen bu kavramın sözlük açıklaması editoryal inceleme için işaretlenmiştir.

Melhem

Şiirde soruya dönüştürülen bu kavramın sözlük açıklaması editoryal inceleme için işaretlenmiştir.

Bahîl

Şiirde soruya dönüştürülen bu kavramın sözlük açıklaması editoryal inceleme için işaretlenmiştir.

Tekdîr

Şiirde soruya dönüştürülen bu kavramın sözlük açıklaması editoryal inceleme için işaretlenmiştir.

Nâsih

Şiirde soruya dönüştürülen bu kavramın sözlük açıklaması editoryal inceleme için işaretlenmiştir.

Fesîh

Şiirde soruya dönüştürülen bu kavramın sözlük açıklaması editoryal inceleme için işaretlenmiştir.

Mazhâr

Şiirde soruya dönüştürülen bu kavramın sözlük açıklaması editoryal inceleme için işaretlenmiştir.

Taksîr

Şiirde soruya dönüştürülen bu kavramın sözlük açıklaması editoryal inceleme için işaretlenmiştir.

Gülzar

Şiirde soruya dönüştürülen bu kavramın sözlük açıklaması editoryal inceleme için işaretlenmiştir.

Mağdûr

Şiirde soruya dönüştürülen bu kavramın sözlük açıklaması editoryal inceleme için işaretlenmiştir.

Serâf

Şiirde soruya dönüştürülen bu kavramın sözlük açıklaması editoryal inceleme için işaretlenmiştir.

Sarîh

Şiirde soruya dönüştürülen bu kavramın sözlük açıklaması editoryal inceleme için işaretlenmiştir.

Marifet

Şiirde soruya dönüştürülen bu kavramın sözlük açıklaması editoryal inceleme için işaretlenmiştir.

Varlık

Şiirde soruya dönüştürülen bu kavramın sözlük açıklaması editoryal inceleme için işaretlenmiştir.

Muksin

Şiirde soruya dönüştürülen bu kavramın sözlük açıklaması editoryal inceleme için işaretlenmiştir.

İlgâ

Şiirde soruya dönüştürülen bu kavramın sözlük açıklaması editoryal inceleme için işaretlenmiştir.

Terfîh

Şiirde soruya dönüştürülen bu kavramın sözlük açıklaması editoryal inceleme için işaretlenmiştir.

Rafik

Şiirde soruya dönüştürülen bu kavramın sözlük açıklaması editoryal inceleme için işaretlenmiştir.

Mümbit

Şiirde soruya dönüştürülen bu kavramın sözlük açıklaması editoryal inceleme için işaretlenmiştir.

Tenzîr

Şiirde soruya dönüştürülen bu kavramın sözlük açıklaması editoryal inceleme için işaretlenmiştir.

Halas

Şiirde soruya dönüştürülen bu kavramın sözlük açıklaması editoryal inceleme için işaretlenmiştir.

Sebast

Şiirde soruya dönüştürülen bu kavramın sözlük açıklaması editoryal inceleme için işaretlenmiştir.

Itrah

Şiirde soruya dönüştürülen bu kavramın sözlük açıklaması editoryal inceleme için işaretlenmiştir.

Bîhak

Şiirde soruya dönüştürülen bu kavramın sözlük açıklaması editoryal inceleme için işaretlenmiştir.

Bî-dan

Şiirde soruya dönüştürülen bu kavramın sözlük açıklaması editoryal inceleme için işaretlenmiştir.

Gâm-nâk

Şiirde soruya dönüştürülen bu kavramın sözlük açıklaması editoryal inceleme için işaretlenmiştir.

Fütûr-nâk

Şiirde soruya dönüştürülen bu kavramın sözlük açıklaması editoryal inceleme için işaretlenmiştir.

Ahlas

Şiirde soruya dönüştürülen bu kavramın sözlük açıklaması editoryal inceleme için işaretlenmiştir.

Günşen

Şiirde soruya dönüştürülen bu kavramın sözlük açıklaması editoryal inceleme için işaretlenmiştir.

Yûled

Doğurulmuş (kelime oyunu).

Zâhir
Zâil

Geçici, yok olan.

Zâkir
Zâtî
Zâyi

Kayıp, heba olan.

Zebân
Zebûn
Zellet
Zemherî

Şiddetli soğuk.

Zerdîd

Sararmış, solmuş.

Zeval
Zindan

Zindan, hapishane

Zuhur

Ortaya çıkma, belirme; Zuhur, ortaya çıkma

Zünüb

Zünüb, günahlar

Mühcur

Şiirde soruya dönüştürülen bu kavramın sözlük açıklaması editoryal inceleme için işaretlenmiştir.

Mensur

Şiirde soruya dönüştürülen bu kavramın sözlük açıklaması editoryal inceleme için işaretlenmiştir.

Kevşeş

Şiirde soruya dönüştürülen bu kavramın sözlük açıklaması editoryal inceleme için işaretlenmiştir.

Nâat

Şiirde soruya dönüştürülen bu kavramın sözlük açıklaması editoryal inceleme için işaretlenmiştir.

Lûgat

Şiirde soruya dönüştürülen bu kavramın sözlük açıklaması editoryal inceleme için işaretlenmiştir.

Vicahi

Yüz, yüzleşme

Vîrân

Harabe, yıkık.

Visâl
Vuslat

Vuslat, kavuşma

Yahşi
Yakîn
Yeksân
Yelîd

Doğmuş, çocuk (nadir kullanım).

Udhuk
Ukba

Ahiret, öbür dünya

Umâr
Urbâ

Elbise, giysi (nadir kullanım).

Uşşak

Uşşak, aşıklar

Uzlet
Uzluk

Uzluk, bir tür bitki

Ülfet
Ümame

Ümame (kadın ismi)

Ümmet

İnananlar topluluğu.

Üryân

Üryan, KörEbE şiir ve edebiyat külliyatında tarihî, mecazî veya estetik anlamıyla kullanılan söz ya da kavramdır. KörEbE külliyatında özellikle “Bilen Söylesin – 17” çalışmasındaki bağlamıyla ele alınır.

Vâ’iz
Vahdet
Vahşet
Vâkıf

Haberdar, bilen.

Vâkî

Gerçek, hakikat; Gerçekleşen, olan.

Vecid
Vedâ
Vehîm
Vera

Takva, sakınma; Öte, ötesi

Tâbîh

Doğal, pişiren (bağlama göre).

Tahrîş

Tahrîş, bir tür bitki

Tahruk
Tâkat
Takbih

Azarlama, paylama

Takrîb

Yaklaşma, yakınlaşma

Takrip

Takrip, yaklaştırma

Tarik
Tasdîk

Doğrulama, onay.

Tashih

Düzeltme, doğrulama

Tazim
Tâzîr
Tazrîm

Tazrîm, bir tür bitki

Tebbet

Kahrolsun (Kur'an'da bir sure); Kur'an'da bir sure (Mesed Suresi).

Tebliğ

Bildirme, duyurma

Tedbîr
Tefe
Tefrik

Tefrik, ayrılık

Tehîş

Tehîş, bir tür bitki

Telâf
Tellâl
Temhîr
Temyîz
Tertîb
Teskin
Teşrih

Teşrih, açıklama

Teşyî

Uğurlama, yolcu etme.

Tevbîh

Azarlama, uyarı

Tevfik
Tevhîd
Tevil

Tevil, yorumlama

Tevsi

Genişletme, tevsi

Tezkîr

Hatırlatma, uyarı

Tövbekâr
Tuğyan

Azgınlık, isyan

Sipas

Teşekkür, minnet

Söz
Suâl
Sukût

Sessizlik, suskunluk; Sükut, sessizlik

Sure

Sure, Kur'an bölümü

Südur
Sükûnet
Şâd-hîr

Mutluluk veren, sevindiren

Şâdmân

Sevinçli, mutlu.

Şâhid
Şâmil

Kapsayıcı, kuşatıcı.

Şayan
Şâyi

Yaygın, duyulmuş.

Şebtân

Şeytan (yazım varyantı).

Şehit
Şekîn

Şekîn, bir tür bitki

Şekva

Şekva, şikayet

Şerha

Yarık, yara izi.

Şerîr
Şevval

Şevval, hicri ay

Şiir
Şuâ
Şuhut

Şuhut, şahitlik

Şûrî

Şûrî, danışma

Şüheda
Satvet
Savm
Secere
Sefîh
Sefir
Selâ
Selef
Serkeş

Asi, dik başlı.

Ser-mest

Sarhoş, kendinden geçmiş

Sılâ

Memleket, vatan.

Sırat
Sıyga
Râiha
Rast
Refîk
Rehîn
Risalet

Peygamberlik, elçilik

Rüya

Rüya, hayal; Düş.

Rüşen
Sâbir

Sâbir, sabırlı

Sadır

Sadır, göğüs

Safer
Sahih
Sahûr

Oruç öncesi yemek.

Sâika

Sâika, yıldırım

Sâil
Saki

İçki sunan, su dağıtan; Şikayet eden, isyankar

Sâmit
Nihan
Nîkbet
Nisâb

Zekât sınırı.

Nisyân
Nusret
Nutfe
Otacı
Ozân
Pâhâ

Değer, kıymet.

Pâye
Pâyidâr

Kalıcı, sürekli.

Pervâz

Uçuş, yükseliş.

Peydâ

Belirme, ortaya çıkma.

Pusat
Pürzâr

Çok konuşan, şikâyetçi.

Müşfik

Müşfik, şefkatli

Müthîr

Heyecan veren, uyandıran

Nâdân
Nâfi

Faydalı, yararlı

Nâfih
Nafile
Nâ-gâh

Ansızın, beklenmedik

Nâhak
Nâhen

İnleyen, sızlayan.

Nâil

Elde eden, kazanan.

Nâkûr
Nâlân

İnleyen, ağlayan

Nâmûs

Namus; Namuslu, onurlu.

Nasfet

Adalet, eşitlik

Nâsır

Yardımcı; Nasîr, yardımcı

Nâ-şüd

Nâ-şüd, olmayan

Nazar

Bakış, göz değmesi.

Nâzım

Düzenleyen, şiir yazan.

Nâ-zib

Nâzib, bir tür bitki

Necabet
Necaset
Necîs
Nedîf
Nehiy
Nekes
Nesîr
Neşûr

Diriliş, canlanma; Yayılma, dağılma.

Neşve
Nifyan

İnkâr, reddetme

Mihnet

Sıkıntı, zorluk; Sıkıntı, çile.

Mîlâd
Minel

"Elest" sözleşmesi (Ben sizin Rabbiniz değil miyim?).

Mîzân
Muazzib

Muazzib, işkence eden

Muhîb
Muhkem
Muhsin

İyilik yapan, ihsan eden

Mümin

Mümin, KörEbE şiir ve edebiyat külliyatında tarihî, mecazî veya estetik anlamıyla kullanılan söz ya da kavramdır.

Mübrih

Mübrih, aydınlatıcı

Mücîr
Mücmel
Mücrîm
Müdhil

Giriş, başlangıç

Müdhin

Müdhin, övücü

Müeccel

Müeccel, ertelenmiş

Müfît

Yok eden, mahveden.

Müflîs
Müfsid
Mühil
Mühmel

İhmal edilmiş.

Mükrim

İkram eden, cömert

Mülgâ

Geçersiz, iptal edilmiş.

Mülhem

İlham alan, esinlenen

Mülhid
Münker

İnkâr edilen (kabir meleklerinden biri).

Münsî
Müptelâ
Müptezel

Değersiz, bayağı.

Mürai

Mürai, iki yüzlü

Mürîd

İstekli, talep eden.

Mâşer

Topluluk, kalabalık.

Maşrık
Maşuk

Maşuk, sevgili; Sevilen, sevgili.

Matkûd

Matkûd, bir tür bitki

Mazbû
Maznûn
Meal
Medâr

Sebep, dönme noktası.

Mefkūd
Mefkûr
Meftun
Mefût

Zayıf, güçsüz.

Meğrûr

Meğrûr, aldatılmış

Mekdûr

Güç yeten, mümkün; Ölçülü, kısıtlı.

Melûl
Memûl
Menhûl

Menhûl, bir tür bitki

Menzil

Durak, varış noktası.

Merîd

İsyankâr, dik başlı.

Mes’ûl
Mesîh

Mesih (Hz. İsa).

Mestur

Örtülü, gizli

Meş’ûm
Meşfûk

Meşfûk, bir tür bitki

Meşk

Meşk, alıştırma

Meşkûk

Şüpheli, kuşkulu

Metâ
Mevcûde

Var olan, mevcut

Meyyit
Mızrâb

Bağlama/sazda tellere vuran araç.

Kusur

Kusur, eksiklik; Kırık, parça

Kübra
Küffâr
Küldeş

Küldeş, kardeş

Külfet
Kürsî
Lâhût
Lâîn
Lal
Liyâkat
Ma’lûm

Ma’lûm, bilinen

Mabud
Mâdûn
Mâ-fât

"Kaçırılan şey" veya "geçmişte kalan."

Mağmum

Mağmum, üzgün

Mahdût
Mahfîl
Mahfûz
Mahrûm
Mahsup
Mahur
Mahzûr
Maîşet

Geçim, yaşam tarzı.

Maksûd
Mâkus

Tersine dönmüş.

Mânâ
Mankurt

Mankurt, mankurt

Mansî
Maraz
Marûz
Kayyûm

Her şeyi ayakta tutan.

Kâzib
Kebîr
Keder
Kefe
Kelâm
Kerhen

İsteksizce, zorla.

Kerih
Kerim
Kevser

Cennette bir nehir; Cennet nehri.

Kıssa
Kıtmir

Kıtmir, bir tür bitki

Kurban
İvâz

Karşılık, bedel.

İzan

İzan, anlayış

Kâdı
Kadim
Kâfi
Kahîr
Kalbî

Kalbî, kalple ilgili

Kallâş

Kallâş, bir tür bitki

Kâlu belâ

"Evet" dediler (ahitte)

Kâmil

Mükemmel, olgun.

Kâmûs
Kânûn
Kasvet
Kâtib

Yazıcı, sekreter.

İblîs
İbre
İcâr
İçkîn
Îdrâk

Anlama, kavrama.

İffêt
İflâs

İflas, çöküş.

İfsat
Îftâr
İğva
İhâm

İmalı söz, kinaye.

İhbâr

İhbâr, haber verme

İhlâs

Samimiyet, Allah'a içten bağlılık.

İhsân

İyilik, lütuf.

İhvân

Arap Baharı sonrasında özellikle Mısır başta olmak üzere bölgesel siyasette etkisi artan ve Türkiye’nin bazı ülke politikalarıyla ilişkili biçimde tartışılan İslamcı siyasî harekettir.

İhya

Diriltme, canlandırma

İkâb
İkrah
İkrâm

Cömertlik, hürmet.

İlham
İlzâm
İmsâk

Oruç başlangıcı.

İnfak
İrşat

İrşat, yol gösterme

Hâtib

Hitap eden, konuşmacı.

Hattat

Hattat, hat sanatçısı

Hazân
Hebâ
Hedef
Hekîm
Helak
Hendese

Hendese, geometri

Hışım
Hîbe

Bağış, hediye.

Himmet
Hitap

Sesleniş, konuşma.

Hodkâm

Hodkâm, kibirli

Hufyan
Hulûl

Hulûl, bir tür bitki

Hûnrez
Hûşgüş

Bilinçli, uyanık.

Hürai
Hüsrân
Hüsût
Hüzzâm
Ifhâm

Anlatma, açıklama.

Gufrân

Bağışlanma, mağfiret.

Güfte
Gülşen
Hâbîb

Sevgili (Allah'ın kulu).

Habir
Haddâd
Hâdî

Hidayet eden, yol gösteren

Hâdim
Hâfıza

Hafıza, geçmişin depo edilmesi değildir. Toplumun kendisini geleceğe taşırken kullandığı iç pusuladır. Hafızası gevşeyen insan kolay yönlendirilir; çünkü neyin kayıp, neyin kazanç olduğunu ölçemez. Tarih burada kuru kronoloji olmaktan çıkar. Dil, aile, şehir, mezarlık, musiki, atasözü, ibadet ve ortak acı hafızanın parçalarıdır. Hafıza diri kaldığında toplum aynı hataya mahkûm olmaz. Hafıza gösteriye dönüşürse geçmiş, bugünü aydınlatmak yerine bugünün öfkesini süsleyen bir dekor hâline gelir.

Halef
Halfe

Halfe, bir tür bitki

Hâr
Harşûr

Sert, kaba (nadir).

Hasât
Hasbî

Hasbî, bir tür bitki

Hasıl

Elde edilen, sonuç

Hasîr

Bitkin, yorgun; Diriliş.

Haslet
Eyvân

Revak, kemerli yapı.

Eyyâm
Ezel

Başlangıcı olmayan zaman.

Fanî
Fârûk

Hak ile batılı ayıran.

Fâsık
Fâsid

Bozuk, çürük.

Fatiha
Fedâ
Fehîm
Felâk
Fenâ

Yok oluş (tasavvufta Allah'ta erime).

Feryat

Çığlık, haykırış

Fesat
Fıtrat

Fıtrat, yaratılış

Firâk
Firdevs

Cennet bahçesi.

Firkat

Ayrılık, hasret

Fitne

Fitne, karışıklık

Fuâd
Fücur
Füruğ

Füruğ, parlaklık

Fütur

Yorgunluk, gevşeme

Gadrkâr
Gaffâr

Bağışlayıcı.

Gâfil

Dikkatsiz, habersiz.

Gaflet
Gakkoş
Galat
Gam-dûz

Keder diken, üzüntü veren

Gaspkâr

Gaspkâr, gaspçı

Gassâl

Ölü yıkayıcı.

Gavîn
Gazâb
Dumûr
Düruğ
Ebced

Arap alfabesi sayı sistemi

Ebdal
Ebdan

Bedenler, vücutlar

Ebed
Ebrâr
Ecir
Figân
Efsus

Efsus, pişmanlık

Elem
Emân
Enel

"Ben" (tasavvufî benlik).

Erek
Ermiş
Ervâh
Esef
Esir
Eşref
Eşvâb
Cilbâb
Cüdâ

Ayrılık, ayrı düşme.

Çîle
Çirkef
Dehşet
Demkeş

Nefes çeken, içkiye düşkün.

Dil

Dil, sadece anlaşma aracı değildir. Düşüncenin evi, hafızanın taşıyıcısı, duanın kapısı ve ahlakın görünür hâlidir. Bir toplum kelimelerini kaybettiğinde yalnızca sözlüğü daralmaz; dünyayı okuma biçimi de yoksullaşır. Dilin bozulması, düşüncenin dağılmasıdır. Kendi dilinde derinlik kuramayan insan, yabancı kavramların gölgesinde konuşmaya başlar. Yerli düşünce dili, başka dilleri reddetmek değildir. Kendi kelimeleriyle dünyaya açılma cesaretidir.

Dildûz

Gönül yakan, kalp acısı veren

Dilhâm

Gönül yarası (nadir kullanım).

Dirhem

Eski bir para birimi.

Dîvân

Yüksek mahkeme, meclis.

Bî-sûd

Bî-sûd, faydasız

Bitâb
Bizar

Bizar, usanmış

Bohem
Bühtân

İftira, iftira.

Büşrâ

Büşrâ, müjde

Cânân

Sevgili, maşuk.

Cefâ
Cehîm

Cehennemin bir katmanı.

Ceht
Cellat
Cem’dâr

Toplayıcı, biriktiren.

Bâtıl
Bedâr

Uyanık, farkında; Uyanık.

Bedbaht

Bedbaht, talihsiz

Bed-ḫaṭṭ

Bed-ḫaṭṭ, kötü yazı

Beis
Belâ

İmtihan, sıkıntı.

Berâ
Beraat
Berdûş

Sırtında yük taşıyan.

Berzah

Berzah, ölümle hayat arası

Besâr
Beşer
Beyân

Açıklama, ifade.

Bezirgân
Bîcân

Bîcân, cansız

Bîdâr

Uyanık, şuurlu.

Bî-fakr

Fakirlikten uzak, ihtiyaçsız.

Bî-fikr

Düşüncesiz, akılsız.

Bî-gam

Kaygısız, tasasız.

Bîgüş

Duymayan, sağır.

Bîhaber
Bî-his

Duygusuz, hissiz.

Bî-hûd
Bîirfan

Bîirfan, bilgisiz

Bîkem
Bî-Lâl

Bî-Lâl, bir tür bitki

Bîmâr
Bî-mûd

Bî-mûd, umutsuz

Bîrîh
Bîsem

Bîsem, bir tür bitki

Âsâ
Âsî
Âsûde
Âtî

Gelecek, istikbal.

Avdet

Dönüş, geri gelme.

Âyân

Açıkça, belirgin.

Azâb
Baği

Baği, isyankâr

Bâht
Bâkî

Kalıcı (Şair Bâkî'ye atıf).

Bârî

Yaratıcı (Allah'ın ismi).

Bâriz

Aşikâr, belirgin.

Basir
Abid

Abid, ibadet eden

Acûn
Addas

Addas, bir tür bitki

Afak

Afak, ufuklar; Ufuklar.

Aff

Bağışlama, pardon.

Agâh
Ağyâr

Ağyâr, yabancılar; Yabancılar, başkaları.

Ahkam

Ahkam, hükümler

Ahrâz

Sağır (duyarsız).

Akıl

Zekâ; Akıllı, bilge; Akıllı.

Albız
Anlam
Ârız

Geçici, tesadüfi.

BELGE

PDF ön izlemesi

Tarayıcı ön izlemeyi desteklemiyorsa PDF’yi yeni sekmede açabilirsiniz.

YAYIN YOLU

Bu yayın kendi arşivindeki özgün kaydıyla sunulmaktadır.

← Tüm Kitaplar